Müşteri Deneyimi Neden Fiyattan Daha Güçlüdür
Blog'a Dön
Deneyim

Müşteri Deneyimi Neden Fiyattan Daha Güçlüdür?

Toganworks 9 Dk Okuma

Bir restorana gittiğinizi düşünün. Yemekler fena sayılmaz, fiyatlar makul. Ama garson ilgisiz, masa kirli ve hesap gelmesi yirmi dakika sürüyor. Bir daha gider misiniz? Büyük ihtimalle hayır. Üstelik kimse size "neden gitmedin" diye sorduğunda yemekten bahsetmezsiniz. Yaşadığınız deneyimi anlatırsınız.

Marka da tam olarak böyle çalışır.

Fiyat Bir Strateji Olmaktan Çok Bir Tuzaktır

Rekabet etmenin en kolay yolu fiyat kırmaktır. Ama en tehlikeli yolu da budur. Fiyatı düşürdüğünüzde rakibiniz de düşürür. Siz bir adım daha atarsınız, o da atar. Bu sarmalın sonu yoktur ve kazanan taraf hiçbir zaman siz olmazsınız.

Fiyatla gelen müşteri, daha ucuzunu bulduğu an gider. Deneyimle gelen müşteri ise kalır. Kalır çünkü sizinle kurduğu ilişki, birkaç liralık farktan çok daha değerlidir.

Peki müşteri deneyimi tam olarak nedir? Müşterinizin markanızla kurduğu her temasın toplamıdır. Web sitenize ilk girdiği andan, ürünü eline aldığı ana, sorun yaşadığında aldığı desteğe kadar her şey bu deneyimin bir parçasıdır.

Küçük Dokunuşlar Büyük Farklar Yaratır

Müşteri deneyimini iyileştirmek için dev yatırımlara gerek yoktur. Çoğu zaman en etkili adımlar, en basit görünenlerdir.

Siparişin yanına el yazısıyla yazılmış kısa bir teşekkür notu koymak. Müşteriye ismini kullanarak hitap etmek. Bir sorun yaşandığında özür dilemek yerine çözümle birlikte gelmek. Teslimat süresini söylediğinizden bir gün önce tamamlamak.

Bunların hiçbiri büyük bütçe gerektirmez. Ama her biri müşterinin zihninde "bu marka farklı" algısını oluşturur. Ve bu algı, hiçbir reklam kampanyasının satın alamayacağı kadar değerlidir.

"İnsanlar ne söylediğinizi unutur, ne yaptığınızı unutur. Ama onlara nasıl hissettirdiğinizi asla unutmaz."

Şikayet Eden Müşteri, En Değerli Müşterinizdir

Çoğu marka şikayet eden müşteriden kaçar. Oysa şikayet eden müşteri size bir hediye sunmaktadır. Çünkü memnun olmayan müşterilerin büyük çoğunluğu hiçbir şey söylemeden gider ve bir daha geri dönmez. Şikayet eden ise size bir şans daha tanımaktadır.

Bir şikayeti doğru yönetmek, o müşterinin sadakatini hiç sorun yaşamamış bir müşteriden daha güçlü hale getirebilir. Araştırmalar bunu defalarca kanıtlamıştır. Sorunu hızlı ve empatik bir şekilde çözdüğünüzde, müşteri markanıza daha sıkı bağlanır.

Burada kritik olan hız ve samimiyet dengesidir. Kalıp cümlelerle verilen geç bir yanıt, hiç yanıt vermemekten daha kötü bir etki bırakır. Müşteri, karşısında bir sistem olduğunu hissettiğinde uzaklaşır. Bir insan olduğunu hissettiğinde ise güvenir.

Deneyimi Ölçmezseniz Yönetemezsiniz

Müşteri deneyimini iyileştirmek istiyorsanız, önce nerede olduğunuzu bilmeniz gerekir. Bunun için karmaşık yazılımlara ihtiyacınız yoktur. Basit ama tutarlı birkaç adım yeterlidir.

Satış sonrası kısa bir geri bildirim mesajı gönderin. Sosyal medyadaki yorumları yalnızca okumakla kalmayın, analiz edin. Google yorumlarınıza tek tek ve kişiselleştirilmiş yanıtlar verin. Müşterilerinizle yüz yüze konuşma fırsatı yaratın.

Bu veriler size hangi temas noktalarının güçlü, hangilerinin zayıf olduğunu gösterir. Ve her iyileştirme, müşterinin markaya olan bağını bir kademe daha yukarı taşır.

Deneyim Tasarlanır, Tesadüfen Oluşmaz

Harika müşteri deneyimleri kendiliğinden ortaya çıkmaz. Bilinçli bir şekilde tasarlanır, test edilir ve sürekli geliştirilir.

Müşterinizin yolculuğunu baştan sona düşünün. İlk temas anından satın alma sonrasına kadar her adımda ne hissediyor? Nerede takılıyor? Nerede memnun kalıyor? Nerede hayal kırıklığına uğruyor?

Bu soruları sormak, cevaplanması zor olsa bile, markanızı rakiplerinden ayıran en keskin silahı elinize verir. Çünkü ürünler kopyalanabilir, fiyatlar eşitlenilebilir. Ama bir deneyimi kopyalamak neredeyse imkansızdır.

Fiyat savaşına girmek yerine deneyim savaşını kazanmayı tercih eden markalar, uzun vadede her zaman bir adım önde olur.